tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Koleksiyon Sevgisi-1 Güzel Eşyalar Cenneti

Koleksiyon Sevgisi

“Koleksiyon, toplanarak bir araya getirilmiş güzel eşyalar cennetidir. Sakin, rahat ve de huzurlu. Yaygın bir sevgidir. Aslında herkes bir ölçüde koleksiyoncu öze sahiptir.”

İdealist bir Cumhuriyet öğretmeni olan Muzaffer Z. Yıldırımtel‘in 1958-59 yıllarında yazdığı denemelerinden derlenerek 1987 yılında İnkilâp Kitabevi tarafından yayımlanan “Koleksiyon Sevgisi” kitapçığından çeşitli bölümler aktaracağımız bu yazı dizisini keyifle okumanızı dileriz. (Fotoğraf ve çizimler: Semra – Hasan Kurbanoğlu)

Kitabın önsözünden

..Biz Goethe’nin “koleksiyoncular gerçekten mutlu kişilerdir” sözü ve “her mutluluğun kaynağı sevgidir” inancımızdan hareketle, konusu ne olursa olsun koleksiyon ilgilerine sevgiyle baktık.

Koleksiyonculuk, orijinal buluşlar ve özgün düzenleme tarzlarını gerektiren özel bir uğraşıdır. Koleksiyon ise, meraklının kendisini ifade edecek bir eser, bir yaratı olacaktır.

Bu bakımdan, tanıtma ve tavsiyelerimizde esas çizgiler, temel açıklamalar çerçevesinde kalınmış, daha ötesine ulaşmak meraklının kendisine bırakılmıştır.

İstanbul – Göztepe, 1982
Muzaffer Z. Yıldırımtel

Merak ve Uğraşlarımız

Boş vakitlerini sevdikleri işlerle, amatörce değerlendirmeyi pek güzel becerenlere dikkat ediniz, dünyaları bir başka zengin, gönülleri ferah, yaşamları daha bir dengeli ve anlamlıdır.

…İngilizce konuşanların hobby dedikleri merak; bir şeyi edinmek, yapmak, bir işle severek uğraşmak, onu öğrenmek istek ve ilgisidir. Meraklarımız, benliğimizin engin sevgi kaynakları, zihnimizi olumlu ilgi alanlarına yönelten saklı güçleridir.

…Gerçekten uğraşı, ruh sağlığımızın tılsımı ve bizi hayata bağlayan yolların tartışmasız en başta gelenidir. O ruh sağlığı ki, kişisel mutluluğumuzun temel dayanağı sayılmaktadır. Denilebilir ki, insan, gününü zevk aldığı işlerle doldurduğu zaman daima mutludur.

Ünlü pedagog Booker Washington “her insan üstün bir iş yapamaz ama herkes alelade şeyleri üstün bir ruhla yapabilir” demişti. İş saatlarından arta kalan zamanlarda, kendimizi sevdiğimiz uğraşlara vermekle, hem çetin yaşam koşullarının yarattığı bitevilik ve gerginliği gidermiş, hem de yeniden daha rahat çalışabilecek yeterli dispozisyonu sağlamış oluruz.

…Toplama uğraşını kapsayan koleksiyon sevgisi de bunlardan biridir.

…Hem kimbilir, bakarsınız bugün oyalanmak için başvurduğumuz bir uğraş, gün gelir sizin için ikinci bir geçim kapısı, bir meslek, hattâ uzmanlık dalı olabilir.

Koleksiyon uğraşısının değeri

Öğrenme, beğeni ya da kullanma amacıyla toplanarak bir araya getirilmiş ve sınıflandırılmış, aynı cinste nesneler bütününe koleksiyon; bu işe gönül vermiş kimselere de koleksiyoncu denir. Koleksiyonculuk deyimi ise, koleksiyon yapma işini; koleksiyoncu olma halini anlatır.

…Toplama ilgilerimiz genellikle küçük, zarif ve sanatlı nesneler üzerinde yoğunlaşıyor. Bunların büyük kısmı göze hitap edici ve hoşlanarak seyrettiğimiz cinstendirler.

…Özenle düzenlenmiş koleksiyonlar heyecan ve hayranlık uyandıran yapıtlar olduğu kadar, sahibindeki benimseme özleminin incelmiş şeklini, zevk ve duygu zenginliğini de yansıtırlar.

…Toplanmış eşyaların bir mal birikimi olarak değerlendirilişi kuşkusuz doğal sayılabilir. Fakat koleksiyonculuğa ticari amaç güderek başlamak düşünülmemelidir. Böyle bir niyet, bu güzel uğraşıyı asıl amacından saptırır, sessiz ve huzur verici havasını olumsuz yönde etkiler.

…Yüksek koleksiyoncu ruhuna sahip meraklılar, yılların emek ve çabası ile oluşturdukları eseri, zorunluklar altında dahi elden çıkarmayı düşünemiyorlar. Koleksiyonlarına, âdeta yetiştirilmiş evlat gibi bakıyor, üzerine titriyorlar. Koleksiyon uğraşısının asıl değerini, tamamen eğitsel amaçlı ve bununla yetinir oluşu ile kıymetlendirebiliriz. Gelişmelere gene bu açıdan bakmalıyız.

…Bütünlüğe ulaşmış koleksiyonlara, hâtta içinde yer alan orijinal bir parçaya ekseriya yüksek pedagojik değerler atfedildiği müşahede edilmektedir. Örneğin bir posta pulu serisinde izlene tarihi olaylar zinciri, doğrudan bilgilenmemize ya da eski bilgilerin tamamlanmasına hizmet edecektir. Konum ya da zaman bakımından uzağımızda öyle yerler vardır ki, onlarla ilk elden görgü sağlayamayız. Oysa bir kartpostal sayesinde, Ankara-Ulus Meydanı’nın 1935 yılındaki hali ve Fuji Yama’nın görkemli manzarasıyla pekâlâ temas kurulabilmektedir. Bu açıdan bakılınca da, koleksiyonculuğu, öğretici, düşündürücü ve yönlendirici bir etkinlik olarak dikkat çekici bulmaktayız.

Yazı dizisi

İlginizi çekebilir

İlgili ürünler

Paylaş
Bir cevap yazın