tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Kalbim Fenerbahçe’de Kaldı

“Ali Sami Yen’in eşi Fahriye Yen, eşi nedeniyle tuttuğu takımın başarılarından çok mutlu.” 2000 yılında, Galatasaray UEFA kupasını kazanmadan hemen önce Ali Sami Yen’in eşi Fahriye Yen ile yapılan «Kalbim Fenerbahçe’de Kaldı» başlıklı Hürriyet röportajını sizlerle paylaşıyoruz.

Hürriyet Cumartesi, 13 Mayıs 2000, “Kalbim Fenerbahçe’de Kaldı” Röportaj: Selcen Tanınmış, Fotoğraf: Yusuf Uçak

Galatasaray, şu günlerde tarihinin en büyük başarısını yaşıyor. Buna belki de en çok sevinen kulübün kurucusu Ali Sami Yen’in eşi Fahriye Yen. İstanbul Etiler’deki Emekli Sandığı Dinlenme ve Bakım Evi’ nde kalan Fahriye Hanım 92 yaşında. 1908 İstanbul doğumlu Fahriye Köprülüzade, Şükrü Paşa’nın kızı. Akademi’de resim öğrencisiyken tanıştığı Ali Sami Yen ile 1928 yılında evlendi. Aralarındaki yaş farkına ve Ali Sami Bey’in çapkınlıklarına rağmen Fahriye Hanım’ın aşkı, aradan geçen bunca zamana rağmen hiç azalmamış. Fahriye Hanım’ın, 1951 yılında vefat eden Ali Sami Yen’in ardından üzüldüğü tek şey “bunca zaman yalnız kalmak”… Fahriye Hanım’la Ali Sami Yen, Galatasaray ve aşkları üzerine konuştuk…

Ali Sami Yen’le tanıştıktan sonra mı Galatasaray’lı oldunuz?
– 20 yaşına kadar Fenerbehçeli’ydim, Ali Sami’yle evlendikten sonra Galatasaray’lı oldum.

Gerçekten içinizden gelerek mi Galatasaray’lı oldunuz yoksa Ali Sami Bey’i kıramadığınız için mi? Samimi bir cevap istiyorum ama..
– Haberim olmadan oldum! Beraber yaşaya yaşaya bir baktım Galatasaray’lı olmuşum.

Gönlünüz biraz Fenerbahçe’de kalmış demek ki.
– Biraz değil çok severim. Fenerbahçe yenilirse de çok üzülürüm. Ben bütün takımları seviyorum. Ali de hepsini severdi. Hiç ayırmazdı. Dört evladı olsa insanın birbirinden ayırır mı derdi. O zaman bu kadar çok kulüp yoktu. Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray o kadar! Benim ağabeyim de, erkek kardeşim de, Beşiktaşlı’ydı. Eniştesine o kadar çok hürmeti vardı ki ölünceye kadar Beşiktaşlı olduğunu ona söylemedi. Ağabeyimin kulübü olduğu için Beşiktaş’ı da çok seviyorum.

Şimdi Fenerbahçeli olur musunuz?
– Milyar verseler olmam. Alırım o parayı Galatasaray’a ya da bu kaldığım huzurevine hibe ederim.

Burada maçları izliyor musunuz?
– İzliyoruz beraber ama maçtan sonra tartışmayı sevmiyorum. Şurda bir kadın oturuyor, arkadaşım. Geçen gün bana diyor ki: Emre’yi Kopennhag’a götürmeyeceklermiş, oh olsun! O günden beri ona selam vermiyorum.

Ali Sami ile Fahriye Yen Bendlerde, solda: 27 Haziran 1937, sağda 28 Haziran 1947 Kaynak

Ona Aşıktım

Kaç yaşındaydınız Ali Sami Bey’le evlendiğiniz zaman?
– 20 yaşındaydım, o da 40 yaşındaydı.

Çok yaş farkı varmış aranızda.
– Büyüktü ama insan aşık olduğu zaman düşünmüyor. Benim kocam çok zarif bir adamdı.

Nasıl tanıştınız?
– Ankara’ya gitmiştim bir akrabamı ziyarete. Bir akşam Ali Sami de geldi. O gece benden tekrar görüşmek için randevu istedi. Ben ertesi gün İstanbul’a dönüyordum, görüşemedik. İstanbul’a dönünce de onu unuttum. Akademi’de resim öğrencisiydim. Bir gün okula giderken yanımda bir otomobil durdu. Ali Sami’ymiş. O günden sonra görüşmeye başladık. Bir buçuk sene sonra da nişanlandık.

Çok Kıskançtı

Okulu bitirince mi evlendiniz?
– Okula devam edemedim çünkü Ali müsaade etmedi. Çok kıskançtı. Gözünden bile kıskanırdı. Akademi’de yangın çıktığında bütün resimlerim yandı.

Aranızdaki yaş farkından dolayı aileniz evlenmenize karşı çıkmadı mı?
– Annem bir memura varsan müdür olur, yaşıtın biriyle evlen dedi. Hiç istemedi. Şimdi anlıyorum ki haklıymış. Bunca senedir yalnız kalmazdım o zaman.

Niye çocuk sahibi olmayı düşünmediniz?
– Ben çok istedim ama Ali istemiyordu. “Ben yaşlıyım, ölürüm. Sen büyütemezsin tek başına. Bak bütün Galatasaraylılar senin çocuğun” derdi.

Pişman mısınız?
– Üniversitede okuyan kızları görünce pişman oluyorum. Bir kızım olsaydı üniversiteye gitseydi çok başarılı olurdu. Çünkü dedesi Şemsettin Sami çok bilgili bir adamdı, onun torunu olacaktı.

Ali Sami Bey’in vefatından sonra siz ne yaptınız?
– 20 sene boyunca görümcem Sadiye’yle oturdum. Beni bırakmadı.

Tekrar evlenmeyi düşünmediniz mi?
– Hiç düşünmedim. Zaten düşündürmediler de. Görümcem beni evinde tutuyordu. İstemedim ben de.

Ali Sami Yen’i biz hep Galatasaray’ın kurucusu, stadın adı olarak tanıyoruz. Siz bambaşka bir yönünü biliyorsunuz, evde nasıl bir insandı?
– Çok zarif, bilgili ve sevimli bir adamdı. En büyük kabahati çok hovarda olmasıydı. Beni çok üzdü. Ama aşıktım.

Sizden önce evlenmiş miydi hiç?
– Daha önce evlenmemişti ama bir çocuğu olmuştu. Çocuğun annesinin kızkardeşi benim Akademi’den sınıf arkadaşımdı. Biz evli değildik o zaman, ama hikayelerini önceden duymuştum. Ali çocuğu kabul etmiyordu ama ben gidip mahkemede Ali Sami’nin çocuğu olduğunu kanıtlamak için şahitlik yaptım. Rıdvan Sami Yen şimdi 75 yaşında. Balıkesir’de kalıyor.

Düşünür Babanın Futbolcu Oğlu
Galatasaray Kulübü’nün kurucusu Ali Sami Yen 1889 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Düşünür Şemseddin Sami’nin oğlunun top peşinde koşturması o dönemlerde hoş karşılanmadı. Galatasaray Lisesi’nde arkadaşlarını toplayıp kulüp kurması ise Abdülhamit’e karşı ayaklanma sanıldı. Baba Şemsettin Sami’nin durumu açıklamasıyla Ali Sami’ye izin verildi. Daha sonraki yıllarda ilk Türk spor örgütü olan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın da kurucuları arasmda yer aldı. Yen soyadını Galatasaray’ın hep yenmesi için alan Ali Sami Yen, futbolu erken yaşta bırakmasına rağmen çok uzun yıllar yöneticilik ve hakemlik yaptı.

Oğlu Affetmedi

Neden kabul etmiyordu çocuğu?
– Etmedi, ben ona gizli gizli para gönderirdim. Teyzesi Nüket’e verirdim. Çocuğun ne kabahati var ki? Annesi Tahran Sefiri’nin kızıydı, çok entellektüel bir kadındı. Onun da, benim de kabahatimiz yok.

Aileniz sinirlenmedi mi bütün bu olanlara?
– Haberleri yoktu ki, hiç söylemedim. Oğlu da hala affetmiyor babasını. Ben affettim o affetmiyor.

Herkes Bana Cim Bom Der

Ali Sami Bey’in kulübün geleceğiyle ilgili nasıl hayalleri vardı? Bunları sizle paylaşır mıydı?
– Her şeyi paylaşırdı benimle. O hep Galatasaray’ın bir gün Avrupa’da başarılı olacağını söylerdi. Kulübü kurduğunda Galatasaray’da talebeydi. Bir gün okuldan dönerken futbol oynayan İngilizleri görmüş, onlara mektepte kulüp kurmak istediğini anlatmış. İngilizler ona bir top vermiş. Ertesi gün okulda arkadaşlarını toplayıp kulüp kuracağını açıklamış. Kabul eden arkadaşlarıyla girmişler bu işe. O zaman Abdülhamit’in zamanı. Jurnal etmişler, Şemsettin Sami’nin oğlu isyana hazırlanıyor diye. Sultan Hamit babasını çağırmış. Şemsettin Sami Bey anlatmış olanları, müsaadeyi almış.

Bugün kulüpten kimleri seviyorsunuz?
– Alp Yalman’ı beğeniyorum. Fatih Terim’e medyunum. Bak resmini bile burada tutuyorum. Oğlum o benim. Bir de bir ufaklık var, Emre. Onu çok seviyorum. Ben tavsiye ettim kulübe onu.

En sevdiğiniz futbolcu kim?
– Şimdi Emre’yi seviyorum.

Galatasaray UEFA’da final oynayacağı için heyecanlı mısınız?
– Çok heyecanlanıyorum. Onlar için dua ediyorum. Maçları muhakkak seyrediyorum. Yanımdaki bakıcı kızım da Cimbom’lu, beraber izliyoruz.

Ya o Fenerbahçeli olsaydı?
– Almazdım o zaman!

Maçlara gidiyor muydunuz?
– 10 yıl öncesine kadar gidiyordum. Artık gidemiyorum.

Final maçına gitmek ister miydiniz?
– O mümkün değil. Ali Sami de hayatta olsaydı gidemezdi o kadar uzağa.

Sizi Cimbom diye mi çağırıyorlar burada?
Evet herkes Cimbom der. Ben bile ismimi unuttum artık!

FK not: Fahriye Şen, 6 Ekim 2002’de 101 yaşında vefat etmiştir.

İlginizi çekebilir

İlgili ürünler

Paylaş
Bir cevap yazın