tarihinde yayınlandı Yorum yapın

«Kariye» Belgeseli

Türk belgesel sinemacılığı denince akla ilk gelen isimlerden Suha Arın’ın 1984 tarihli «Kariye» belgeseli, Kariye’nin içinde ve çevresinde 700 yıldır varolmuş tüm kültürlerden sesleri günümüze taşıyor.

İstanbul’un kültür tarihine ismini altın harflerle yazdırmış anıt eserlerden biri olan Kariye Müzesi (Chora Museum), geçtiğimiz hafta Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararı ile ibadete açıldı. Karara yönelik tepki ve tartışmalar sürerken, aşağıdaki paylaşım Kariye’nin sanat tarihi açısından ne kadar büyük bir önem taşıdığını ortaya koyan «Kariye» belgeselini gündeme getirdi.

“Türk belgesel sinemacılığının yüz akı ve büyük ustası” olarak tanımlanan yönetmen Suha Arın‘ın (1942-2004) belgesellerini restore ederek yayınlayan Suha Arın Belgeselleri‘nin paylaşımında, 1984 tarihli «Kariye» belgeselinin “Bizans ilahilerinden Ortadoks dualarına, ezan seslerinden Osmanlı tekbirlerine dek uzanan bir kültür sürekliliğini ve etkileşimini de farklı bir ses örgüsü eşliğinde yorumladığı” belirtiliyor.

Kariye duvarlarını süsleyen mozaikler, mozaik sanatının en seçkin ve zirvedeki örnekleri olarak yorumlanır. Freskler ise, bazı sanat tarihçileri tarafından “Rönesansın ilk ışığı” olarak kabul edilir.

O günlerde verdiği bir röportajda Suha Arın, filmin görsel üslubunu uçmak olarak tanımlamış. Yönetmen; izleyiciye mozaiklere uçarak yaklaşıyor hissi verebilmek için, ray ve vinç hareketlerinin yanı sıra, özel bir geniş açı objektiften yararlandığından bahsediyor.

Üslûp: Uçmak

Savaş’ın sözünü ettiği üslûp konusuyla ilgili olarak ben bir şeyler söylemek istiyorum. “Kariye”yi çekerken belirli bir yaklaşım tarzımızın olması gerekiyordu. Konu çok sınırlıydı. Çok dar bir mekânda çalışmamız gerekiyordu. Ben turistlerin kapıldığı gibi bir isteğe kapılmıştım: Objelere yaklaşmak. Bunun için kanatlanıp uçmak istiyordum. Mozaikleri yakından, gerekiyorsa uçarak izlemek isteği duyuyordum. Üslûp olarak uçması benimsememizin nedeni bu. Uçma olanağı olmayan izleyiciler bu film sayesinde kanatlanıp Kariye’nin içinde kuşlar gibi uçsunlar istedik. Böylece, mozaikleri en ince detaylarına kadar görebilecek, inceleyebileceklerdi. Ray hareketleri, vinç hareketleri ve çok geniş açılı, TAGSA marka 5.7 milimetrelik, NASA’ya uzaydan fotoğraf çekimleri için yapılmış bir objektif kullandık ve sanıyorum Savaş’ın da sözünü ettiği o amaca ulaştık.

Bu tür çekimlerin en önemli tarafı da budur zaten. Ne tür malzeme kullanacaksınız, nereden çekeceksiniz, alt-üst açılarınız neler olacak? Ve daha pek çok soru… Birçok ince hesap…

Suha Arın röportajından

Suha Arın Belgeselleri projesinin yürütücülerinden Evren Arın, belgeselin yüksek çözünürlüklü dijital restorasyonunu yapmayı başarabilirlerse web üstünden de yayınlamayı istediklerini ifade etmiş. Belgeselden bir kesiti aşağıdaki videoda bulabilirsiniz.

Kariye Müzesi

İstanbul’da Karagümrük semtinin Edirnekapı bölümünde bulunan Kariye Müzesi, Bizans döneminde kilise, fetihten sonra ise cami olarak kullanılmış tarihi bir yapı. 6’ncı yüzyılda (534) I. Justinianus döneminde Aziz Teodius tarafından yaptırılan kilise, İstanbul’un fethinden sonra 1511 yılında Sultan II. Bayezid’in sadrazamlarından olan Atik Ali Paşa tarafından camiye çevrilmiş, “Atik Ali Paşa Camii” veya “Kariye Camii” olarak anılmaya başlamıştı. Bu dönüşüm sırasında eski kilisenin duvarları üzerinde bulunan mozaik ve freskler sıva ile kaplanmıştı.

İlginizi çekebilir

İlgili ürünler

Paylaş
Bir cevap yazın