tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Kilimlerin Dili

Kilimlerin Dili

Anadolu halkının bir anlatım dili olan motifler, kilimlere nasıl yansıyor? Anadolu’da kuş ölümün, hayat ağacı üzerindeki kuş soyun ilerlemesinin, kurt ve ejderha ise güçlülüğün bir simgesi.

Kaynak: ? İktisat Gazetesi, “Kilimlerin Dili, Anadolu’nun Sesi Oldu” röportajı, 1989? Görsel: Kürşat Zaman

Geleneksel Türk El Sanatları Vakfı’nın kurucuları arasında yer alan ve Yönetim Kurulu Üyesi Mine Erbek, kilimlere yansıyan motiflerin Anadolu Halkının bir anlatım dili olduğunu belirterek, bu dilin ancak onları dokuyanlara yaklaşmakla anlaşılabileceğini söyledi.

Erbek, Anadolu kadınının motifleri kilimlere bilerek koymadığına dikkat çekerek, “Araştırmacıların bugüne kadar hem fikir olduğu bir nokta, motiflerin nesilden nesile geçen (genetik) bir aktarım sonunda ortaya çıktığıdır. Bu, Anadolu’da o aşiretin, o boyun geleneksel özelliğini devam ettiren genetik bir sistemdir” dedi.

Motiflerdeki figürlerin, “Hadi ben buraya bir küpe motifi koyayım” şeklinde işlenmediğini belirten Erbek, “Kilimi dokuyan kadın ya da genç kızlar, yaşamlarını etkileyen herşeyi bu kilimlere transfer ediyor” diye konuştu.

Kilim Motifler
Kilimlerdeki motifler ve semboller. Kaynak

Mine Erbek, kilimlerde “Kuş” motifinin Anadolu’da “Ölüm” anlamına geldiğini anlattı. Erbek, kuş motifinin kilimlerdeki anlamını şöyle anlattı: “Anadolu’da (Can kuş uçtu) denilir. Kuş ölümün simgesi demektir. Orta ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kuş, hayat ağacı üzerinde. Bu motif uzun ömür, aile soy birliğinin uzaması ve daha ölümsüz olması anlamına gelir. Motiflerde uçan kuş varsa, bu ölümü ve ruhu simgeler.”

Anadolu’nun her yerinde “Kuş” figürünün kullanılmadığını anlatan Erbek, Doğu Anadolu Bölgesi’nde üretilen kazak ve sumak dokumalarında kuş motifi yerine geyik, kurt ve ejderhanın kilimlere yansıdığını söyledi.

“Anadolu halkının zihninde iz bırakan geyik, kurt ve ejderha motifleri koruyucu hayvanlardır. Bu motifler malı, mülkü ve toprağı bir güç olarak kilimlere yansıtır. İşlemelere başlamadan önce bir hat yapılır. Zigzag gibi olan bu hat bir topraktır. Toprak ise güçtür. Kilimi işleyen, toprağın içine bir ejderha motifi koyar. Böylece ejderha toprağı korur, kendini toprağıyla özdeşleştirir.”

Mine Erbek, Anadolu kadının kilimlere göz motifinin tekrar tekrar işlemesini de, “Mala mülke zarar gelmesin, kem gözle bakılmasın” şeklindeki inanışla açıklandığını söyledi. Orta Anadolu kadınının doğum, ölüm ve yaşamla ilgili çok çeşitli motifi olduğunu belirterek, şöyle dedi:

“Kilimlerde eli belinde ana tanrıça, koç boynuzlu erkek tanrı figürleri görülür. Bu motifler daha çok doğum, bereket ve çoğalma figürleridir. Yaşamın çok önemli bir kesitini içeren nişanlılık, düğün öncesi, düğün, düğün sonrası, kadının hamile kalması gibi çok çeşitli motiflerle kilimlere yansımıştır. Örneğin nişanlılıkta küpe ve kız çeyizindeki sandık çok sık görülür.”

Kilimlerde el ve parmak motiflerinin de görüldüğünü kaydeden Erbek, bu motifin bazen bereket, bazen de nazara karşı kullanıldığını söyledi. Erbek, kilimlerde görülen çengel ve bukağı motifinin ise sevgiliden veya sevdiklerinden ayrılmamayı anlattığını söyledi.

Anadolu sentezi

Kilimlerin dilinin bölgelerin coğrafik yapısı, kültür ve sosyal gelişimi ile at başı giden bir kompozisyonla yaratıldığını kaydeden Erbek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Kilim dili dokuma teknolojisine göre (coğrafi) olarak ayrılır. Örneğin sarı renk veren hayat toprağı Ege’de vardı. Burada sarı renklerin hakim olduğu kilimler yapılır. Bu renk Doğu Anadolu’da doğa koşulları nedeniyle olmadığı için kilimlerde renk ayrımı yapılır. Bu arada, Anadolu’daki her aşiretin ve boyun bir imzası vardır. Her boy, her aşiret farklı sosyokültürel ve psiko-sosyal yapıya sahiptir. Bunlar da kilimlerin diline yansır. Öte yandan, yabancılar arasında kız alıp vermeler de motiflerin renklerinin, biçimlerinin değişmesinde etkilidir.”

Not: Geleneksel Türk El Sanatları Vakfı (GESAV) 1989 yılında Ankara’da, “Geleneksel Türk El Sanatlarının araştırma, geliştirme, eğitim, üretim, tanıtım ve pazarlama aşamalarında canlandırılması, yaşatılması ve kalkındırılması” amacıyla, Türk Halı ve dokuma sanatı alanında duayen bir isim olan Güran Erbek’in (1944-1989) mirasını devam ettirmek üzere kurulmuştur. Daha detaylı bir okuma için Erdem Dergisi, Halı Özel Sayısı-II, Cilt:10 Sayı 29, Ekim 1989. PDF

İlginizi çekebilir

İlgili ürünler

Paylaş
Bir cevap yazın