tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Leon Bahar’ın Mektupları ve Bir Sürgün Hikâyesi

Leon Bahar

Biyografi ve edebiyat meraklıları son zamanlarda Leon Bahar adını duymuş olabilirler. Varlık vergisi mağdurlarından olan ve Aşkale’ye sürgüne gönderilen Leon Bahar’ın mektuplarına ulaşan Nurten Yalçın Erüs‘ün “Şair Edip Dürüst Tüccar Leon Bahar’ı Takdimimdir” isimli biyografik romanı geçtiğimiz Ekim ayında yayınlandı.

Bahsi geçen kitabın ortaya çıkardığı Leon Bahar’ın hazin hikâyesi, 1990’ların sonunda bir ekonomi gazetecisi olan Nurten Yalçın Erüs’ün işadamı Üzeyir Garih’e sorduğu bir soruya dayanıyor.

Erüs; varlık vergisini konu alan Salkım Hanım’ın Taneleri filmi vizyona yeni girdiği sıralarda, Üzeyir Garih’e bir röportaj sonrasında hem filmi izleyip izlemediğini hem de Aşkale’ye giden yakını olup olmadığını soruyor. Üzeyir Garih ise kendisine Leon Bahar‘ın imzasının olduğu bir evrak veriyor.

Erüs’ün bu evraktan yola çıkarak bir araştırmacı gazeteci merakıyla konu üzerinde yoğunlaşmasının ardından Leon Bahar’ın kızı Tamar Bahar ile yollarının keşismesi hikâyenin gelişimi için de bir kırılım noktası oluyor. Tamar Hanım, Erüs’e, Leon Bahar’ın -içinde birçok mektubun da yer aldığı- bir sandık dolusu evrakını teslim ediyor.

Yukarıda bir özetini verdiğimiz kitabın yazım süreci ile ilgili detayları şu röportajda okuyabilirsiniz.

Kitabın tanıtım bülteninden:

Ankaralı Yuda Leon Bahar…

Şiire tutkundu, tek bir şiir yazamadı. Iskalanmış bir hedef, kaybedilmiş bir mevzi oldu şiir ona.

Yıllarca adını bir muharrir olarak görmek istedi; bıkmadan usanmadan gazete idarehanelerine yazılar gönderdi. Ona tek sütun bahşetmeyen gazeteler, borcunu ödemeyenlerin listesine adını yazdılar.

Hep iyi bir tüccar olmaya gayret etti, ne var ki dürüst bir tüccar olduğunu ispatlamak için Aşkale yollarına düşmek mecburiyetinde bırakıldı.

Vatanına tutkuyla bağlıydı, vatan haini muamelesi gördü.

Bu topraklar Leon Bahar ve onun gibilerin kıymetini bilemedi… Bilemediği gibi onlara yaşattıklarıyla ne yüzleşti ne de onlardan özür diledi.

Leon Bahar’ın 44 yıllık kısacık ömrü meramını anlatmasına müsaade etmedi. Ömrü vefa etseydi gerçek vatanseverliğin dinle, ırkla, zenginlikle değil, yürekle olduğunu anlatmanın bir yolunu bulurdu belki.

Dağına, taşına, insanına âşık olduğu kendi topraklarında yabancı sayıldığına aldırmadan, küsmeden yazardı…

Adaleti en başa yazardı. “Herkes için, her daim adalet” derdi.

Sonra aşkı yazardı. Şüphesiz en çok aşkı yazardı.

İlginizi çekebilir

İlgili ürünler

Paylaş
Bir cevap yazın