tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Maryam Şahinyan ve Foto Galatasaray

1935’ten 1985’e kadar Beyoğlu Galatasaray’daki mütevazı stüdyosunda kesintisiz olarak fotoğrafçılık yapan, Türkiye’nin ilk kadın stüdyo fotoğrafçısı Maryam Şahinyan (1911-1996) ve stüdyosuna bir bakış.

Bu ayın başında Rober Koptaş’ın aşağıdaki tweetine rastlayınca, Maryam Şahinyan ve Foto Galatasaray’a blogumuzda henüz değinmediğimizi fark ettik.

Rober Koptaş gibi biz de, Maryam Şahinyan‘ı, araştırmacı / sanatçı Tayfun Serttaş‘ın küratörlüğünü yaptığı, 22 Kasım 2011 – 22 Ocak 2012 tarihleri arasında Salt Galata‘da gerçekleşen Foto Galatasaray isimli Açık Arşiv sergisi ve onun uzantısı olan kitap ile hatırlıyoruz. Sergide kullanılan tamamı siyah-beyaz negatif ve cam negatiflerden meydana gelen fiziksel arşivin ise, İstanbul’un yakın dönem klasik fotoğraf stüdyolarından bugüne eksiksiz şekilde ulaşabilmiş en nadir örneklerden olduğu biliniyor.

İstanbul Kadın Müzesi’nin Türkiye’nin ilk profesyonel Ermeni kadın fotoğrafçısı olarak tanımladığı Maryam Şahinyan’ın 50 yıl boyunca işlettiği Foto Galatasaray; Tayfun Serttaş’ın ifadesi ile, “Foto Phebus, Andriomenos ya da Sabah gibi 19. yüzyıldan beri tanınan kimi seçkin fotoğraf stüdyoları kadar görünür olmamakla birlikte, stüdyonun sürekliliğini sağlayan orta ve alt sınıfların temsili açısından özel bir konuma” sahip.

Maryam Şahinyan kimdir?

Sergi vesilesiyle Salt Galata’nın hazırladığı özel sayfada, Maryam Şahinyan hayatına ilişkin kesitleri buluyoruz.

Maryam Şahinyan, 1911 yılında Sivas’ta dünyaya geliyor. Sivas’ın en köklü ve güçlü ailelerinden olan Şahinyanlar, 1915 yılının akabinde dönemin getirdiği yeni koşullar nedeniyle bütün varlıklarını geride bırakarak İstanbul’a geliyor ve Harbiye’de mütevazı bir apartman dairesine yerleşiyorlar.

Gençlik yıllarında amatör olarak fotoğrafla ilgilenen baba Mihran Şahinyan, ailenin geçimini sağlayabilmek için 1933 senesinde, Beyoğlu’nda Yugoslav iki kardeş tarafından işletilen Foto Galatasaray’a ortak oluyor. İlkokulu Esayan Ermeni Okulu’nda tamamlayan Maryam Şahinyan ise, orta öğrenimine devam ettiği Sainte Pulchérie Fransız Lisesi’nden maddi imkânsızlıklar nedeniyle ayrılarak babasına işlerinde yardımcı olmaya başlıyor.

Erken yaşta babasından stüdyo fotoğrafçılığının tüm inceliklerini öğrenen Maryam Şahinyan, 1936’da annesi Dikranuhi Hanım’ın ani ölümünün ardından 1937 itibariyle tüm ailenin ekonomik yükünü omuzlayarak stüdyoyu tek başına işletmeye karar veriyor. Bu durum, dönemin muhafazakar koşulları altında İstanbullu birçok kadın açısından tercih nedeni sayılarak stüdyoya çeşitli avantajlar sağlıyor.

Yaşamı boyunca hiç evlenmeyen ve çocuk sahibi olmayan Maryam Şahinyan, yarım asırlık meslek hayatında, Galatasaray’da üç ayrı mekânda işlettiği stüdyosunda kesintisiz olarak üretmeye devam ediyor. 1985 yılında yaşlılık nedeniyle stüdyosunu devrettiğinde, geride 200 bine yakın görüntüyü kapsayan İstanbul’un en emsalsiz görsel arşivlerinden birini bırakan Şahinyan, 1996 yılında Şişli Hanımefendi Sokak’taki evinde hayata gözlerini yumuyor.

“İstiklal Caddesi’ndeki Hıdivyal Palas’ın ikinci katında topu topu 15 metrekarelik bir deponun zemininde, üzerine kitap kolileri yığılmış halde, 20 yıla yakın süredir, dokuz büyük koli içerisinde, 1139 kutu dolusu negatif film bekliyordu beni. Unutulduğu yerde, kaybolmuş halde, son bırakıldığı biçimde.” Tayfun Serttaş

Dört adet vesikalık dışında kendisine ait neredeyse hiç fotoğrafı bulunamayan Şahinyan; bu fotoğrafta olduğu gibi, yaşamı boyunca fotoğraf makinesinin ardında kalarak her biri dikkat isteyen yüz binlerce fotoğraf çekip rötuşlamış, banyo ettiği tüm filmleri dikkatle numaralandırarak tarihlendirmiş.

Benzersiz bir envanter

Meslek hayatı boyunca 1942 Varlık Vergisi, 6-7 Eylül 1955 olayları, 1974 Kıbrıs Savaşı başta olmak üzere, köyden kente göçün en şiddetli yaşandığı yıllara ve ülkenin geçirdiği demografik ve sosyolojik değişimlere kamerasıyla tanıklık eden Maryam Şahinyan’dan kalan arşiv, bu bakımdan aynı zamanda benzersiz bir tarihi envanter oluşturuyor.

1985’te Şahinyan’ın stüdyoyu devretmesinin ardından el değiştiren arşiv, Aras Yayıncılık’ın sahibi Yetvart Tomasyan’ın deposuna taşınıyor. 25 yıllık bir bekleyişin ardından arşivde yer alan 200 bine yakın negatif, sanatçı/araştırmacı Tayfun Serttaş’ın oluşturduğu bir ekip tarafından iki yıllık bir sürede tasnif, temizlik, sayısallaştırma, sayısal restorasyon ve kategorizasyon aşamalarından geçerek korunmaya alınıyor.

İlginizi çekebilir

İlgili ürünler

Paylaş
Bir cevap yazın