tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Misbah Muhayyeş ve Kedisi

1954 yılında Pera Palas’ın sahibi iken, kedisi «Bon»un ölümünün ardından yaşadığı derin üzüntü nedeniyle vefat eden iş adamı Misbah Muhayyeş‘in hikâyesi.

Misbah Muhayyeş’e olan aşinâlığımız; Kadıköy’de Mühürdar Caddesi’ni metroya bağlayan, girince hemen sağ tarafta Anadolu Protestan kilisesi, devamında ise sıra sıra kafeler ve pubların yer aldığı sokağın isminden geliyordu. Geçtiğimiz Eylül ayında Cengiz Özdemir‘in aşağıdaki Twitter paylaşımı vesilesi ile kendisinin ilginç bir ölüm hikâyesi olduğunu öğrendik.

Ölümüne gelmeden önce, Misbah Muhayyeş Bey’i kısaca tanımakta fayda var. Kendisi Mustafa Kemal Atatürk’e Suriye cephesinde yardım eden Beyrutlu bir zengin olarak biliniyor. O’nun ricasi ile Cumhuriyet’in ilanından sonra Türkiye’ye yerleşiyor, getirdiği servet ile -meşhur Şark Ekspresi (Orient Express) yolcularının konaklaması için 1895 yılında inşa edilen- tarihi Pera Palas otelini 1927 yılında satın alıp işletmeye başlıyor. Kendisine ev olarak da Refia Sultan’ın eşi Beyrutlu Ahmet Afif Paşa‘nın mimar Alexander Vallaury’e yaptırdığı Yeniköy’deki yalıyı seçiyor.

Bir zamanlar Pera Palas Oteli

Ölüm haberi

Misbah Muhayyeş’in ölüm haberi, 13.10.1954 tarihli ve M. Celasun imzalı gazete kupüründe şöyle aktarılıyor:

“Otuz milyon liraya yakın serveti olduğu söylenen, tarihî Perapalas otelinin sahibi Mehmed Misbah Muhayyeş, dün sabah saat 4.15 de otelin 1 inci katındaki 38 – 39 numaralı odasında ölü olarak bulunmuştur. Misbahın, başının üst orta kısmında arka tarafa doğru görülen 10 santim uzunluğundaki sathî yara izi, ilk nazarda müddeiumumiliği ve polisi bir cinayet şüphesi ile karşı karşıya bırakmışsa da, dün geç vakit morg müdürlüğünün kalb sektesinden öldüğüne dair vermiş olduğu rapor, bu şüpheleri ortada kaldırmıştır.

Yaptığımız tahkikata göre Mehmed Misbah’ın ölümüne, evvelki gün ölen 11 senelik kedisi «Bon» sebeb olmuştur. Misbahın çok sevdiği kedisi «Bon» evvelki gün birdenbire hastalanmıştır. Otel sahibi, derhal bir baytar çağırtarak kedisini muayene ettirmiş, verilen ilâçları almıştır. Fakat akşama doğru Bon’un hastalığı fazlalaşınca, Misbah kedisini Şişli’deki hayvan hastanesine götürmüş, orada yapılan bütün müdahalelere rağmen hayvan saat 17’de ölmüştür.

Zaman zaman «Kedim ölürse ben de ölürüm..» diye yakınlarına samimî itiraflarda bulunan Misbah, «Bon» un ölmesile büyük bir yeise kapılmış, otele döner dönmez kederinden içmeğe başlamıştır. Otel sahibini yalnız bırakmak istemiyen yakınları, Hüseyin isminde bir müstahdemi Misbah’ın yanına vermişlerdir.

Teessürünün ancak içmekle giderilebileceğine inanan Misbah, dün sabah saat 4 e kadar viski içmiştir. Bu müddet zarfında Hüseyin yanından ayrılmamıştır. Saat 4 de 38 – 39 numaralı hususî odasına çekilen otel sahibi, pijamalarını giymiş, Hüseyine odanın biraz soğuduğunu hatırlatmıştır.

Hüseyin derhal kalorifer dairesine inip kazanları kontrol ettikten on dakika sonra yukarı çıkınca, patronunu oda kapısı eşiğinde yüzüstü yatar vaziyette bulmuştur.

Misbahın 38 – 39 numaralı hususî odaları yatak ve misafir odalarıdır. İçiçedir. İçerde ayrıca bir de banyo vardır. Hüseyin yukarı çıktığı zaman yatak odasının lâmbalarını sönük, oturma odasının ise yanar vaziyette bulmuştur. Holdeki elektrik de yanmaktadır. Yatak odasının balkonu ise açıktır.

Hüseyin yerde yatan patronunun içkinin tesirile düştüğünü zannetmiş ve durumu arkadaşı Ahmede bildirmiştir. İkisi birlikte odaya gelerek eşikte yatan Misbahı kendi yatağına kaldırmışlar ve doktor Arşen Zarfçıya telefon ederek otele çağırmışlardır.

Misbahı muayene eden doktor, onun öldüğünü görmüş, böylece otel birbirine girmiştir.

Otelin gece müstahdeminden Muharrem, bir otomobile atlayarak Misbah’ın yakınlarından yeğeni Feridi, akrabası Cemil ve Fevziyeyi evlerinden almış, otele getirmiştir.

Aile efradı ve yakınları dün saat 10 a kadar cenazenin başından ayrılmamışlar, nihayet saat tam 10.15 de Beyoğlu Emniyet Amirliğini keyfiyetten haberdar etmişlerdir. Böylece hâdise Müddeiumumiliğe ve Emniyet Müdürlüğüne aksetmiştir.

Müddeiumumi Muavini Galib Mergen ile Cinayet Masası Şefi Vedad Sokullu otele giderek tahkikata başlamışlardır. Bilhassa, Misbah’ın ölmeden evvel «Oda soğudu!.» demesi, buna rağmen yatak odasına bakan balkon penceresinin açık bulunması nazarı dikkati çekmiştir.

Cesedi muayene eden adalet doktoru Muzaffer Arca, ölümü şüpheli gördüğünden morga kaldırtmıştır. Otelde, Misbah’ın 54 numaralı odadaki kasası muayene edilmiş, anahtarların Misbah’ın üzerinde olduğu görülmüştür.

Otel sahibinin odasında, şüpheyi çekecek hiç bir anormal duruma tesadüf edilmemiştir. Yalnız komodinin üzerinde pek sevdiği kedisi «Bon» a aid reçete ve ilâçlara rastlanmıştır.

Her türlü ihtimali gözönünde bulunduran müddeiumumi muavini ile cinayet masası şefi Vedad Sokullu, otelde gereken bütün tetkikatı yapmışlar, içerde çalışanların teker teker ifadelerini almışlardır.

Bu sırada tereke hâkimi de otele gelerek kendi cephesinden tahkikata başlamış, ilk olarak kasanın bulunduğu (54) numaralı odayı mühürlemiştir.

Akşam üzeri saat 16 da cesedin üzerinde otopsi yapan morg müdürlüğü ilk raporu vermiş, ölümün kalb sektesinden ileri geldiğini bildirmiştir.

Şerif Muhiddin Targan’la, Haydar Faysal Targan’ın ve Ürdün Kral Naibi Abdülilâh’ın vârisler arasında olduğu söylenmektedir.

Mehmed Misbah’ın ölümü kendisini tanıyanlar arasında büyük bir teessür uyandırmıştır. Merhum 68 yaşında idi.”

2010 yılında gazeteci Melih Aşık, Milliyet’teki şu yazısında Metin Ergin’in “İşte Biz Böyleyiz” isimli kitabından alıntı yaparak Misbah Muhayyeş’e değiniyor.

İlginizi çekebilir

İlgili ürünler

Paylaş
Bir cevap yazın