tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Tarihsel Belge Olarak Fotoğraf

Tarihsel Belge Olarak Fotoğraf

19. yüzyıl ve erken 20. yüzyıl sanayi tarihinden örneklerle fotoğrafın tarihsel bir belge olarak nasıl değerlendirilmesi gerektiği üzerine değerli bir yazıyı sizinle paylaşıyoruz.

Tarih Vakfı tarafından 7 Nisan 2011 tarihinde İstanbul’da düzenlenen “Fotoğrafın Tarihsel Belge Olarak Anlamı” başlıklı konferansta Bochum Ruhr Üniversitesi Toplumsal Hareketler Enstitüsü Başkanı Dr. Klaus Tendelfe’nin sunduğu bildiridir. Toplumsal Tarih Dergisi’nin ücretsiz eki olarak Friedrich Ebert Vakfı katkılarıyla Haziran 2011’de yayınlanmıştır.

Ruhr bölgesindeki Essen kentinden Alfred Krupp, Almanya’yı 19. yüzyılın sonunda en modern sanayi ülkelerinden biri haline getirecek olan küçük bir öncü sanayici grubuna daha 1850’li yıllarda dahil olmuştu. Krupp 1857 yılında Carl Meyer adındaki Berlin temsilcisine özenli ve ayrıntılı bir mektup yazmış ve ondan, ünlü doğa bilimci Alexander Von Humboldt ile ilişkiye geçmesini istemişti. Humbold hakkında burada ayrıntılı bilgi vermek istemiyorum; Alexander ve Wilhelm Von Humboldt’un 19. yüzyılın en saygın bilim adamları arasında olduklarını söylemek yeterli olacaktır sanırım.

Krupp, Alexander Von Humboldt’un bir resmini rica ediyordu ve Meyer’in belirttiğine göre, eğer von Humboldt, ona bir portresini ithaf ederse, kendini son derece onurlandırılmış hissedecekti:

“Tam da bu tür bir resim arıyordum ama çabalarım boşa çıkmıştı; gözlerimi kapattığımda kafamda oluşan imgeyle uyuşmayan kötü resimler bulabilmiştim sadece. Dolayısıyla, sahici bir resme sahip olmak uzun zamandır arzuladığım bir şeydi ve böyle bir resmin bana Humboldt’un kendisi tarafından armağan edilmesi yüksek bir ayrıcalık demekti. Bu ayrıcalığı bana dünyada hiçbir kral veremezdi. Resim, gözlerimin ve kalbimin beğenisi için hep çalışma masamın üstünde asılı duracak. Kendimi gündelik olayların ve düşüncelerin altında kötü hissedecek olursam moralimi düzeltecek ve önümde bir mütevazılık ve insaniyet örneği olarak beni başarılarımla fazla kibirlenmemem konusunda uyaracaktı.”

Alfred Krupp, 1855.

Krupp’a verilen resim, aslında bir fotoğraf değil, çelik gravürdü, ama üstünde Humboldt’un kendisi tarafından yazılmış özel bir ithaf vardı. Krupp, resmi, mektubunda söylediği yere yerleştirdi ve Humboldt’a coşku dolu bir teşekkür mektubu yazdı.

Bizim bugün türlü türlü fotoğraflarla dolu dünyamızda, Humboldt’un bir resmine sahip olma beklentisinin Krupp’ta yarattığı hisler garip gözükebilir. 1850’lerde orta ve üst sınıfların birbirlerine resimlerini, özellikle de imzalı fotoğraflarını göndermeleri yaygın bir tutumdu. O dönemde hâlâ pahalı olan bu alışkanlık, maddi gücü olanlar arasında, dostluk ve yakınlık duygularını göstermenin sıkça başvurulan bir biçimiydi.

Prusya’da prensesler ve diğer ileri gelenler, bir kişisel itibar göstergesi olarak resimlerini ithaf ederlerdi. 19. yüzyılın sonlarına gelindiğinde kralların, kraliçelerin ve prenseslerin milyonlarca resmi, kartpostalları ve günlük kullanıma girmiş pek çok şeyi süslemeye başlamıştı. Bu, fotoğraf sayesinde mümkündü. 1839’da Fransa’da icat edilen fotoğraf, tabii ki pek çok başka şeyi de değiştirmişti. Bu icat, büyük oranda, insanların gerçekliği görsel olarak canlandırma biçimleri üzerinde etkili olmuştu.

Fotoğrafın icadıyla bol miktarda görsel anı ortaya çıktı. 19. yüzyılın sonlarında, orta sınıflar kendi aile tarihlerini belgelemek için yaygın bir biçimde fotoğraf albümleri yapar oldular. Yine de fotoğraf henüz alt sınıflara ulaşacak kadar ucuz değildi; ancak 1950’larda herkesin ulaşabileceği bir duruma geldi. 1850’lerde sayısız fotoğraf stüdyosu kuruldu, ayrıca seyyar fotoğrafçılar bu yeni icadı taşraya taşıdılar ve böylece taşra halkı da kendi portrelerini çektirebildi.

Asıl önemli olarak, fotoğraf, hatırlama olgusunun yapısını ve uzun bir süre önce olmuş bir olayı somut olarak canlandırma olanaklarını değiştirmeye başlamıştı. Bir şeyin ne olduğunu tam olarak belirleyebilirme, hatırlamaya bağlıdır. Bu belirleme işi, fotoğrafın icadından önce, insanların anlattıklarına dayanarak zihinde oluşturulan, ama fazla bir kesinliği olmayan anılara bağlı olmak durumundaydı ve bu anılar yaşamın akışı içerisinde gittikçe eksik bir hal alır ve sonuçta ortaya oldukça parçalı ve bir bütünlüğü olmayan bilgi kırıntıları çıkardı. İşte fotoğraf bu bilgi kırıntılarının tamamlanmasına ve insanların, bizzat yaşadıkları ortamlarda tespit edilmelerine katkıda bulunacaktı. Bu durum tabii ki fotoğrafın özellikle aileler ve hanedan ailelerindeki kullanımına yöneliktir.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

Yazının bölümleri

  • Krupp İşletmeleri ve Fotoğraf Enstitüsü’nün Kurulması
  • Fotoğrafın Kullanım Alanları
    • I. Tanıtım
    • II. Belgeleme
    • III. Portreler
    • IV. İşletmenin Sosyal Politikaları
    • V. Güvenlik
    • VI. Mahkeme Kanıtı
    • VII. Önemli Olaylar: Ziyaretler, Törenler…
    • VIII. Hatırlatma Aracı Olarak Fotoğraf
    • IX. Tarihin Yaratımı: Efsaneler Nasıl Oluşturuluyordu?
    • X. Rastlantısal Sosyal Belgeleme

İlginizi çekebilir

İlgili ürünler

Paylaş
Bir cevap yazın